Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Batının Oyunları

Sevgili dostum Batı sayesinde oyun dünyasını ortalama bir mesafeden takip edebiliyorum. Kendisi indie bir oyun geliştirici olduğundan indie piyasasında çıkan başlıca oyunlara ve Türkiye’de neler olup bittiğine aşinayım (bunun için biraz facebook stalking yaptığımı itiraf edeyim). Bu yazıyı şimdi burada bırakın ve gidin adamın oyunlarından birkaçını deneyin.

Geri geldiğinize göre yazıya devam edebilirim. Geçenlerde yeni bir formatın ardından Steam kurduğumda farkettim ki 8-10 oyunluk bir kütüphanem olmuş (AZ AMA HEPSİ BENİM TAMAM MI!!?). Bunların hemen hemen hepsi indie ya da o ayarda oyunlar. Bunlardan yola çıkarak son zamanlarda (1-2 sene diyelim) oynadığım ve beğendiğim oyunlar hakkında yazacağım.

Hıristiyan inanışında Limbo, vaftiz edilmeden ölmüş çocukların ve İsa’dan önce yaşamış olanların gittiği yerdir. Bizim oyun da adından anlaşılacağı üzere buradaki bir çocuğu konu alıyor.

Limbo’yu iPhone’a çıktıktan sonra oynadım. Bilgisayarda ve PS3’te eminim çok daha büyük keyif veriyordur ama iPhone’da da son derece iyi vakit geçirtti (yapımcılara hakkımı helal ediyorum yani :)). Öncelikle oyunun kendine has bir atmosferi olduğunu söylemek lazım. Zaten oyunun en çok övülen kısmı da bu. Oynarken bir sanat eserini inceliyormuşsunuz hissine kapıldığınız oluyor. Son derece karamsar bir atmosfere sahip ve bu eğer kotarılabilirse benim çok sevdiğim bir mevzu. Tereddütsüz tavsiye edebileceğim bir oyun.

Bad Bots, askerden geldikten sonra oynadığım ilk oyun oldu. Üzerine söyleyebileceğim çok fazla şey yok, bildiğin shoot ’em up. Lineer bir oyun pek bir puzzle içermiyor. Şahsen beğendim, kafa dağıtmak için iyi bir tercih. Yine de çok bir şey beklememek lazım. Eski günlerine hatırına…

FTL askere gitmeden kısa süre önce oynadığım oyunlardan biriydi. Kendisi bir tür strateji oyunu. Bir tür diyorum çünkü sıradan bir strateji oyunu değil. Oyun nonlineer bir yapıda ve her şey random gelişiyor. Sizin olayların gelişimine göre taktik değiştirmeniz gerekiyor. Bu da tereddütsüz tavsiye edebileceğim bir oyun.

Home, pixel art grafiklere sahip bir gerilim oyunu. Gerilim diyorum ama aklınıza yaratıklar falan gelmesin. Kahramanımız neresi olduğu belli olmayan bir evde uyanıyor ve “nooluyoz yeeaa” kafasıyla cevaplar arıyor. Sizin yaptığınız seçimlere göre oyunun sonu değişiyor. Oyunu baştan sona 1 saatte bitiriyorsunuz. Alternatif sonlar için tekrar oynayabilirsiniz ama ben açıkçası tekrar oynamaktansa Google’dan alternatif sonları okumayı tercih ederim. Web sitesinde oyunun hikayesiyle ilintili ses kayıtları, video görüntüleri koyulmuş. Bunlarla konunun gerçeklik hissi arttırılmaya çalışılmış ancak ben daha iyi bir iş beklerdim. Niyet iyi ama uygulama yetersiz kalmış. Kesinlikle kötü bir oyun değil ama yarım kalmış bir iş hissi veriyor bana. Bu türü özellikle seviyorsanız deneyin.

Üzerine çok konuşmayacağım diğer bir oyun. Son zamanlarda oynadığım en iyi aksiyon oyunu. Kendisine has dinamikleri var. Zaten çok pahalı değil ama indirimde yakalarsanız düşünmeden alın.

Aha da bu listenin hayalkırıklığı. Batı’dan yediğim nadir kazıklardan biri. Adam bana o kadar övdü ki bir bildiği vardır dedim aldım. Oyun bir kart oyunu. Kart oyunlarına aşina olduğumu söyleyemem ama vaktiyle gerçek destelerle Magic oynamışlığım ve bilgisayarda 1-2 kart oyunu denemişliğim var. Oyun aşırı derecede kendini tekrar ediyor. Tek değişen arada bir gelen power up’lar ve yeni kartlar. Biraz da düşmanlar güçleniyor işte. Ama stratejinizi derinden etkileyen şeyler değil bunlar. Kartlar dağıtılıyor ve paldır küldür girişiyorsunuz. Yenilecekseniz yeniliyorsunuz, bunu değiştirmek için yapabileceğiniz çok fazla bir şey olmuyor genelde. 1 sene kadar oldu oynayalı o nedenle ayrıntısını pek hatırlamıyorum ama Batı’ya çemkirdiğimi unutmadım. Kötü oyun kısacası, tavsiye etmiyorum.

Az önce oynadığım oyun. Yakın zamanda en çok zevk aldığım oyunlardan biri bu oldu (diğeri Limbo). Oyun pek çok ödül almış, bunların arasında 2013 Apple tasarım ödülü de var. Hatta bu ödül şerefine adamlar ücretsiz verdiler oyunu bir süreliğine. Ben de bu sayede bedavaya getirmiş oldum ama ek görevler çıkarsa satın almak konusunda tereddüt etmem. Oyunda şimdilik 40 adet single player görev var. Ayrıca hotseat mantığında multiplayer seçeneği de var. iPhone ekranından hotseat yapma fikri pek mantıklı durmasa da iPad’de gayet rahat bir şekilde oynanabiliyor. Kısacası gözüm kapalı tavsiye edeceğim oyunlardan biri.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: