Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Mülakat

Askerlik sonrası iş aradığımdan mütevellit son zamanlarda 5-6 firmayla görüşme yaptım. Bunların arasında piyasa devi firmalar olduğu gibi ufak tefek diyebileceğimiz firmalar da var.

Aslında “mülakat” konusunun uzmanı değilim ama başımdan geçenleri, benim nasıl davrandığımı ve nasıl bir reaksiyon aldığımı anlatayım.

Öncelikle kendimi şöyle özetleyeyim, İTÜ mezuniyeti sonrası 2 yıl bir otomasyon firmasında çalıştım. Yaptığım işler gayet iyi nitelikte ve seviyedeydi. Başvurduğum pozisyonlar da yine aynı sektörde fakat genellikle farklı iş tanımlarına sahip işlerdi. Yani genellikle benim özelliklerimin arandığı işlere başvurdum diyebilirim.

Şimdiye dek pek çok saçma mülakat tekniği ve mülakat hikayesi duydum. Bunların bir kısmı internetten okuduklarımdı, bir kısmı ise arkadaşlarımdan duyduklarım. Mesela duyduğum en saçma mülakat hikayesinde adayın evine gidip ev hayatında nasıl biri olduğu yerinde tespit ediliyordu. Bu tarz bir yaklaşım çok marjinal olsa da mülakatlarda sorulan bazı sorularla ve yapılan testlerle yakın seviyede saçmalığa maruz kalınabiliyor. En eğlenceli diyaloglarımdan birini şu şekilde yaşadım:

– İK: Gelsek masanızı nasıl buluruz?
+ Ben: Muhtemelen bulamazsınız, şu an çalışmıyorum.
– İK: Hahahaha. Yok yani dağınık mısınızdır yoksa düzenli misinizdir o anlamda dedim.
+ Ben: Valla masamı hiç bu gözle incelemedim ama yatağımı toplamıyorum mesela. Yatak örtüsüne inanmam.

Evet, elbette dağınık olup olmadığımın ve biraz ukala bir tavır sergilediğimin farkındayım ama CV’mde TOEFL skorum bulunduğu halde ultra gereksiz bir İngilizce sınavına alınmam ve toplamda 1 saatten fazla bekletilmiş olmamın ardından böyle sorularla gelindiğini görünce biraz canım sıkıldı. Tavrım İK’cı arkadaşa değil, o işini yapıyor. Tavrım teknik bir pozisyonda bu tip çok da önemli olmayan soruların sorulmasına. Bir satış pozisyonunda kişilik özellikleri her şeyin önünde gelebilir. Ama teknik bir pozisyonda bir sürü kişilik testi yapmanın, masa düzenini sorgulamanın yararını anlayamıyorum. Tüm bu sorulara istenilen cevapları verebilecek kadar yalan söyleyebilir herkes. Düzenliyimdir, insan ilişkilerim çok iyidir, en kötü özelliğim mükemmelliyetçi olmamdır (o kadar kusursuz bir adamım anlamında), çalıştığım yeri ihya ederim, Alman disiplininden taviz vermem, kısa paslarla oyunu rakip sahaya taşırım, ağzıma sıçsanız şikayet etmem, beni alırsanız ilk üç ay sizi sırtımda taşırım, bulaşıklarınızı yıkarım gibi “duyulmak istenen” şeyleri söylemek çok zor değil.

Her şeyden önce dürüstlüğün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Siz kendinizi iyi satacaksınız derler ama nedense bu genellikle “iyi yalan söyleyin” anlamına çekiliyor. Yalan söylemeniz, kendinizi olmadığınız biri gibi satmanız olsa olsa işe kabulünüzden bir süre sonra sıkıntı çekeceğiniz bir iş yaşamına ön ayak olur. Kesinlikle dürüst olun ve kesinlikle dürüst olduğunu hissettiğiniz adamlarla çalışmaya bakın. Çünkü aday kadar işveren de kendini satmaya çalışıyor ve o da aynı şekilde yalan söyleme hatasına düşebiliyor.

Dürüst olmanız aslında ne olduğunuzu bilmeniz anlamına gelir. Bu, hayat yolunda çok önemli bir nitelik çünkü eksiklerinizi görmek bunları düzeltmenin ilk adımıdır. Önce iş tanımına bakın ne kadar size uyuyor tahlil edin. İlandaki tüm özellikleri karşılamanıza gerek yok (kaldı ki zaten genellikle karşılayamazsınız). Önemli olan işin genel tanımı ve aranan özelliklerin bir kısmı sizin profilinize uyuyor mu bunun cevabı. Bu soruya olumlu cevap bulduğunuz ilana yapıştırın başvuruyu. Hiç öyle “aslında ben böyle bir iş istemiyorum” diye düşünmeye gerek yok. Gidin konuşun, bakarsınız aslında uygun bir iştir. Öyle değilse bile en azından piyasada ederiniz nedir bunu öğrenirsiniz, mülakat tecrübesi kazanırsınız ve yeni insanlarla tanışırsınız.

Ben dediğim gibi dürüstlükten yanayım ve şimdiye kadar bunun işveren tarafından olumlu karşılandığını gördüm. CV’nize “çok kral programlama biliyorum” yazarsanız bu size mülakatta “hangi projelerde çalıştın” olarak geri dönecektir. Haliyle yalan söylüyorsanız kolayca ortaya çıkacak ve muhtemelen sizin elenmenize yol açacaktır. Genellikle ilanın ana konusu dışındaki konulardaki uzman olmanız beklenmediği için direk yazılımcı aranan bir ilana başvurmadığınız sürece durduk yere kendi işinizi bozmanız anlamına gelecektir bu. Kısacası neyseniz onu anlatın, benim artı özelliklerim bunlar, eksi özelliklerim bunlar ve şunları iyileştirmek için bunu yapıyorum diye anlatın. Size sorulmamışsa bile yapın bunu ki olmamanız gereken bir yerde işe başlamayın.

Eğer daha önce bir iş tecrübeniz varsa ve kendinize güveniyorsanız kendinizi ağırdan satın. Komik bir şekilde piyasadaki “büyük” firmaların diğer küçük firmalardan aslında çok da dişe dokunur bir farkları olmadığını ya da bunu ifade edemediklerini gördüm. İsim vermeyeyim Türkiye elektrik sektöründe muhtemelen ilk 3’teki yabancı menşeli bir firma ile yaptığım görüşmede müdür pozisyonundaki kişi bu firmanın ne kadar büyük olduğunu anlatıyordu. Ben “evet gerçekten büyük bir firma ama bu bahsettiğiniz işi küçük bir yerde de yapabilirim, burada yapmamın bir farkı olmalı” dediğimde bu konuyla ilgili pek de ikna edici argümanlar üretemedi. Kendisinin anlattığı işin aynısını, hatta benim açımdan daha rahat bir halini zaten eski çalıştığım yerde yapıyordum ve yine aynı yerde devam edebilirim. Fakat anladığım kadarıyla özellikle büyük dediğimiz firmalara çok fazla başvuru geldiğinden, piyasayı düşürmeye bayılan özgüvensiz arkadaşların temelsiz “burada çalışmayı gerçekten çok istiyorum yeaaa” yaklaşımından ötürü işverenler kendilerinin seçen, adayların ise seçilen kişiler olduğuna kesin kanaat getirmiş. Bu yanlış, her iki taraf da birbirini seçiyor. Bu bir tür ticaret, siz para karşılığı emeğinizi satıyorsunuz bir anlamda. Bu yüzden mülakatın bir pazarlık olduğunu, sizin ne olursa olsun bir şekilde kapağa atmaya çalıştığınız bir işlem olmadığını ya da olmaması gerektiğini unutmayın.

İşin diğer bir garip tarafı bu büyük firmalarda çalışan arkadaşlar da kendilerini oyuna çok kaptırıyorlar. Mesela bu firmalardan biriyle görüşmeme ön ayak olan bir arkadaşıma olumsuz yanıt aldığımı ve bunun büyük bir ihtimalle mülakat esnasında işin özelliklerini duyduğumda “aslında ben mümkün olduğunca dediğiniz çalışma şeklinden kurtulmak istiyorum” diyerek konuyu açıkladım. Verdiği cevap “burası alelade bir otomasyon firması değil” oldu. Sahip olması gereken düşünce “bizler alelade adamlar değiliz” olması gerekirken firmasına olan sevgisi her şeyin önüne geçmiş anlaşılan. Elbette adamlara “ben bu tarz bir iş istemiyorum” dediğimde bir anlaşmaya varmamız için başka bir seçenekleri olmaması ve çok iyi pazarlık yapmaları gerekir, bu yüzden olumsuz yanıt almam en doğal sonuç. Fakat sanırım kendisi “bir şekilde kapağı atayımcılardan”, beni yadırgamasının ve belki ufak çaplı azarlamasının sebebi bu olsa gerek.

Ben her görüşmemde şu sıralar bir piyasa araştırması içinde olduğumu söylüyorum. Dediğim gibi şu an piyasada ederim nedir, daha önce yaptığım işi diğer firmalar hangi şartlar altında yapıyor, piyasada benim tecrübelerime yakın minvalde başka hangi pozisyonlar var bunun araştırması içindeyim. Tüm bu sorulara yanıt bulmak çok önemli çünkü bu sayede doğru pazarlık yapabiliyorsunuz. Bunu belirtmek özellikle firmanın acelesi varsa işi kaçırmak gibi bir sonuç doğurabilir. Ben pek olumsuz bir etkisini görmedim, aksine kendinize olan güveninizi gösterdiği için iş veren tarafından pazarlıkta ödün vermek gibi sizin adınıza olumlu yansımaları olabilir.

Tutup da “mavi takım giyin, kırmızı kravat takın, içeri sağ ayakla girin, otururken her 3 dakikada bir öteye beriye kaykılın, su isteyin ama içmeyin, burnunuzu karıştırmayın” gibi önerilerde bulunmayacağım. Zaten eşek değilseniz davranışlarınızı, konuşmanızı ve görünümünüzü ortama uygun şekilde ayarlarsınız. Benim bu konularda da tercihim dürüstlükten yana. Samimi konuşun, lakayıt olmayın. Yöneticilik, satışçılık gibi “prezentabl” olmanız gereken bir pozisyona başvurmuyorsanız tutup da takım falan giymeyin, adam gibi düzgün bir gömlek pantolon ile gidin. Takım da giyilebilir ama gereksiz çaba içinde olmanın anlamı yok. İlk intiba gerçekten önemli, tutup da bakım mühendisliği ya da saha mühendisliği gibi bir pozisyona damatlık giyen adama ben “kendini satmaya çalışıyor” diye bakarım ve bu benim açımdan olumsuz bir intibadır. Tabii ki tişört giymeyeceksiniz. Dediğim gibi eşek değilseniz neyin yapılmaması gerektiğini biliyorsunuzdur zaten.

Dediğim gibi bazı firmalar kendilerini dünyanın çalışılacak en iyi yeri sanıyor. “Bizimle çalışacak hevesli arkadaşlar arıyoruz” diyenleri çok sevimli buluyorum mesela. Bu cümlenin alt metninde “yeri gelir üstüne biner çalıştırırız, belki hakkını verme konusunda yeterince adil davranmayız ama sırf burası büyük bir kurum olduğu için mutlu mesut çalışırsın” düşüncesini hissediyorum. Halbuki bu sorunun cevabı “yeterli karşılığı verirseniz elbette sizinle çalışmak için hevesli olurum” şeklinde verilmeli. Aksi takdirde ne işveren aradığı adamı bulabilir ne de aday istediği yerde çalışabilir. Türkiye’deki mutsuz çalışan profilinin, iş bilmez firma ekolünün temelinde yatan sorunun bu olduğunu düşünüyorum.

Ha, eğer sıkışık bir durumdaysanız, başvurduğunuz alanda profesyonel bir tecrübeniz yoksa ve bir an önce işe girmeniz gerekiyorsa yukarıda anlattıklarım büyük ölçüde geçerliliğini yitiriyor. Bu tip durumlarda kendinizi sıkıntıya düşürmeyecek şekilde taviz verin ve işe girseniz dahi aramanızı sürdürün. Sonuçta iş, sizin ihtiyaçlarınızı gidermek için bulaştığınız bir mevzu. O an paraya sıkıştıysanız iş ortamının huzuru çok önemli olmayabilir. Ya da henüz paranın sizin için problem olmadığı bir dönemdeyseniz geleceği parlak fakat beklentinizin altında ücret aldığınız bir işi kabul edebilirsiniz. Bunun net bir formülü yok, tamamen kişiye ve işe bağlı.

Uzun lafın kısası dürüst olun, kendiniz olun, mümkün olduğunca taviz vermeyin.

Bonus: Az önce bir ilanda şöyle bir ibare gördüm: “…sunacağımız projelerin geliştirilmesinde rol alacak cin fikirli, problem çözmeyi seven, uyumlu ve sosyal takım arkadaşları arıyoruz. ” Cin fikirli nedir arkadaş ya.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: