Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Batının Oyunları – 2

Bir önceki oyun yazımdan bu yana 2 ay kadar zaman geçmiş. Bu süre zarfında benzer şekilde indie ya da o çapta birkaç oyun oynadım. Bunlarla alakalı fikirlerimi paylaşayım.

Sword & Sworcery 2011’de ilk olarak iPad ve iPhone için geliştirilmiş daha sonra gördüğü ilgi karşısında Androidi PC ve Mac platformlarına entegre edilmiş bir oyun. Yapımcıları “elegant music-inspired adventure videogame” olarak tanımlamış ama ben adam gibi bir kategoriye sokamadım. Adventure tanım için en yakın tür gibi duruyor ama zorlu bulmacalar beklememek lazım oyundan.

Grafikler pixel artın başarılı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Müzikler ve sesler çok başarılı, özellikle üstünde durulduğu belli. Hikayesi hakkında söyleyecek çok bir şey yok. Kılıçlı kalkanlı kızımız gizemli bir kitabın peşinden gidiyor ve bu yolda aşması gereken engellerle mücadele ediyor. Dediğim gibi oyunda zorlu bulmacalar olmadığı gibi zorlu dövüşler de yok.

Oyunu farklı kılan gerçek hayatla bağı ve mizahi yönü. Örneğin bir bulmacayı çözmek için dolunayı beklemeniz gerekiyor ve bunu gerçek hayatta dolunayı bekleyerek yapıyorsunuz (bir nevi time hack seçeneği de sunuyor oyun sabırsız olanlar için). Karşılaşılan olayları tweet etme seçeneği de sunuyor oyun. Bu tweetler diğer oyunlarda olduğu gibi “hede hödöyü kazandım +5k puanım var” çiğliğinden ziyade “We spied a curious-looking nestbox with an inscription that read “Tweet & ye shall be re-tweeted”. #sworcery” şeklinde oyunun bizzat kendisiyle alakalı. Yarenlerimiz Girl, Logfella, Dogfella ve The Archetype bize izlememiz gereken yollar hakkında fikir veriyor.

Oyunla alakalı tek canımı sıkan konu dövüş kısımlarının çok yavaş ilerlemesi ve oyuna ilk girerken çok beklenmesi. Bunların dışında denenmesi gereken bir yapım.

Mark of the Ninja, oynadığım iki Klei oyunundan biri. Son zamanlarda oynadığım en başarılı arcade oyunu. Grafikleri ve dinamikleri muhteşem. Stealth ağırlıklı oynayabileceğiniz gibi yaradana sığınıp girişebilemeniz de mümkün. Yine de bir ninja olduğunuzdan ve birebir dövüşlerin zorlamasından ötürü gizliliğe önem verip ninjalık müessesinin hakkını vermeniz gerekiyor. Bu şekilde oynadığınızda dahi yapabilecekleriniz sizin seçimlerinize göre farklılık gösteriyor. İster kimseye görünmeden bütün haritayı geçin, ister avladığınız birini tavandan sarkıtıp diğerlerinin dehşete düşmesini ve yanlışlıkla birbirlerini vurmalarını sağlayın, ister zehirli ok atıp delirtin. Oyun ilerledikçe karakteriniz ve kullandığı araçlar gelişim göstererek oynayış tarzınızı ve seçeneklerinizi etkiliyor. Tüm bu çeşitlilik oyunun bağlayıcılığını arttırıyor.

Klei’nin diğer bir oyunu Don’t Starve. Minecraft tadında bir survival oyunu. Minecraft oynamadığım için bir karşılaştırma yapmam mümkün değil ancak ondaki gibi “topla, birleştir, geliştir, hayatta kal” düstruyla ortaya çıkmış bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Oyun uzun süredir hem geliştirilme aşamasında hem de oynanabilir olarak satılıyor. Her çıkan update ile oyuncuların tecrübelerine dayanarak ciddi değişiklikler yapılıyor.

Oyunun grafikleri, sesleri ve müzikleri son zamanlarda gördüğüm en iyiler arasında. Bu anlamda sanatsal yönünün çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi oyun geliştirilme aşamasında olduğu için oynanış hakkında ileri geri konuşmak istemiyorum ama zor bir oyun olduğunu söyleyebilirim. En can sıkıcı tarafı öldüğünüzde oyunun bitmesi. Haritada denk gelebileceğiniz 1-2 spawn point var ve bayaa bi çabalayarak kendi spawn pointlerinizi oluşturabiliyorsunuz. Ancak bir kere öldükten sonra durumu toparlamak zor oluyor. Her şey bir yana oyunda hayatta kalmayı genellikle ölerek öğreniyorsunuz çünkü hiç beklemediğiniz anlarda ölüm sizi buluyor. Onca emek çöpe gidince insanın yeniden başlama şevki kırılıyor. Bu sebeple oyunu birkaç gün oynayıp bıraktım. Yıllar sonra bünyemde tamagotchi etkisi yaptı.

 

Bu bahsettiğim “batının oyunlarının” dışında yakın zamanda Türk yapımlarının adını sıkça duymaya başladım. Bunların arasında en çok ses getiren Nowhere Studios’un Monochroma‘sı Kickstarter denemesinden başarıyla çıktı. Aralık gibi oyunu çıkarmayı hedefliyorlar. Umarım beklenen etkiyi yapar. Bekleyip göreceğiz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: