Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Oyun İzlemek

Oyunlarla alakalı yazdığım diğer iki yazının dışında kalan büyük çaplı yapımları bilgisayarım kaldırmadığından, fiyatları yüksek olduğundan ve çok vakit harcamak istemediğimden Youtube üzerinden gameplay videolarını izliyorum. Oyun izlemenin kimi zaman oynamaktan daha eğlenceli geldiğini söylemeliyim. Benim için bir oyunda en önemli bileşenler konu ve atmosfer olduğu için iyi bir oyuncudan izlemek yeteri kadar tatmin edici oluyor.

Gameplay konsepti ne zaman patladı ve bu kadar yaygınlaştı bilmiyorum ama şu an Youtube’da ciddi bir kitleye sahip bu tarz videolar. Özellikle PewDiePie kişisinin hayvani subscriber sayısı (an itibari ile 13 milyonun ile birinci sırada) ve her videosunun milyonun üstünde izlenmesi ile durumun ehemmiyeti hakkında fikir sahibi olmak mümkün. Adamın oyun olsun, sevgilisi ile birlikte çektiği soru cevap videoları olsun 1-2 milyon civarı izlenme rakamlarına sahip. Bunların yanında Slender, Amnesia, The Walking Dead ve Last of Us için çektiği videoların izlenme sayıları bölüm başına 2-6 milyona ulaşmış durumda. Funny Moments adı altında en komik anları topladığı videoların izlenme sayıları ise 20 milyonun üstünde. Bazen günlük bazen 2-3 günde bir video yüklediğini de düşünürsek inanılmaz bir izlenme sayısına sahip olduğunu görebiliriz (an itibariyle 2.425.183.582). Bu rakamlara ulaştığına göre çok ciddi bir gelir elde ettiğini tahmin etmek de zor değil.

Pewds dışında pek çok kişi gameplay videoları yüklüyor. Pewds’in onu diğerlerinden farklı kılan özelliği oyunun yanı sıra kendi muhabbetinin de videoya ayrı bir eğlence katıyor olması. Bunun farkında olduğu için oyun esnasında kendisini de çekip videonun bir köşesine ekliyor. Sempatik tavırları, fanlarıyla güçlü iletişimi bu kadar popüler olmasının diğer sebeplerinden.

Konuyu çok dağıtmadan son zamanlarda izlediğim oyunlar hakkında yorumlara geçeyim.

Last of Us’ı ilk E3 videosu çıktığından beri takip ediyorum. Geçen sene günlerce trailerını izlemiş ve her izlediğimde daha da hayran kalmıştım. Askerdeyken bile acaba çıktı mı diye düşündüğüm zamanlar oldu. Oyunun atmosferi, çevre ve NPC etkileşimleri benim şimdiye dek gördüklerim arasında en iyisi. Haziran ayında gameplay’ini aratırken PewDiePie ile tanışmama vesile oldu. Hikayesi, grafikleri, dinamikleri, müzikleri ve oynanışıyla hemen hemen kusursuz diyebileceğim bir oyun olmuş.

Yine PewDiePie sayesinde izlediğim bir oyun. The Walking Dead’in ile 2010 yılı sonunda çizgiromanları ile tanıştım. Zombi konspetini pek sevmesem de çizgiromanlarını çok başarılı buluyorum. Dizisinin ilk sezonunu da oldukça beğenmeme karşın ikinci sezonda eah dedirten olaylar sonunda 4. bölümünde bıraktım. Sanırım sonradan kendini toparlamış ama devam etmeye niyetim yok.

Bu kadar popüler bir ismin oyununun en iyi ihtimalle vasat olacağını tahmin ediyordum. Ancak sağdan soldan çok başarılı bir oyun olduğunu duyduğumda bir izleyeyim dedim. Sıradışı bir oyun sistemine sahip. Resident Evil kafasıyla zombilerle mücadele etmiyorsunuz; daha ziyade çizgiromandaki gibi insan ilişkileri üzerinden yürüyen ve yeri geldikçe adamı zıplatan sahnelere sahip bir oyun olmuş. Grafik, oynanış gibi konularda ortalama bir oyun olduğunu düşünüyorum ancak kurgusu, atmosferi ve dinamikleri oyunu efsane yapmaya yetiyor. 400 Days isminde bir de DLC’si çıktı temmuz gibi. Seneye devam oyunu gelecek.

Oyunun sonundaki yürek dağlayan sahnede çalan şarkı pek kişi gibi beni de ayrı bir vurdu. Alela Diane ile tanıştırdığı için ayrıca sevdim The Walking Dead’i.

Lara Croft ile ilk kez ’96 yılında Eidos’un Tomb Raider oyunuyla tanışmıştım. Bu güzel ablanın yeni nesil Indiana Jones olarak oradan oraya koşturup ayı öldürdüğü, gizem çözdüğü oyun çok büyük ilgi gördü. Sayısı 10’u aşan oyunu, Angelina Jolie’nin oynadığı 2 de filmi yapıldı. Oyun dünyasının efsanelerinden biri yani.

Ben ilk birkaç Tomb Raider’dan sonrasını bilmiyorum ancak 2013 tarihli son oyunda ilk oyunlara göre ciddi bir oynanış ve atmosfer farkı var. Öncelikle kahramanımız LC’nin hayatında ilk kez bu tip bir maceraya girdiğini bilmemiz gerekiyor. Oyunun başlarında biçare tavırlara sahip ablamız oyun ilerledikçe yaşadıklarının etkisiyle berserk moda giriyor ve alışık olduğumuz LC’ye bürünüyor. Grafikler harika, müzikler güzel, oynanış başarılı. Zorlu bulmacalara yer verilmemiş, genellikle yapmanız gereken belli ve lineer bir ilerleme söz konusu. Karakter gelişimi ve upgradeler oyuna değişkenlik katmış. Sürekli bir aksiyon durumu var ve hayatta kalma hissi yakanızı bırakmıyor.

Oyun ile alakalı gördüğüm tek kötü şey adanın cephanelik gibi olması. Adımınızı attığınız yerde mermi buluyorsunuz. Adada İkinci Dünya Savaşı zamanında askeri yerleşimin olması buna bir açıklama olabilir ama ilerledikçe 1940’tan kalma bir makineli tüfeği AK-47’ye upgrade etmek gibi tutarsızlıklar beni biraz rahatsız etti. The Last of Us’taki gibi sınırlı cephane ve tutarlılık hissine zarar vermeyecek upgradelere yer verilse daha iyi bir oyun olurmuş. Yine de 2013’ün en iyilerinden olmasına engel değil bu aksaklıklar.

Unutmadan belirteyim Pewds oynamadığı için TheRadBrad‘in kanalından izledim. Pewds kadar muhabbeti sarmasa da izlerken sıkmıyor. Pewds’ten sonraki seçeneğim oldu bu arkadaş.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: