Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Riddick: Toz Pembe Hayat

Bilimkurgu-aksiyon sinemasının sevdiğim simalarından biri olan Riddick’in son filmi 4 Ekim’de Türkiye’de vizyona girdi. Ben de bir süredir beklediğim filme halk günü indirimiyle gittim (5TL kârdayım kehkeh). Hemen önden trailerını verip yorumumu özet geçeyim: eh işte bir film olmuş.

Riddick serisi 2000 yılında Pitch Black ile başladı. Düşük bir bütçeyle (23 milyon dolares ne kadar düşükse artık) girişilen maceradan yapımcı güzel voli vurdu ve ortaya dünyayı toz pembe gören (harbiden fuşya tonlarında görüyor adam) Riddick isminde akıllarda kalıcı bir anti-kahraman çıktı. Pitch Black, Alien serisindeki gibi farklı bir gezegendeki yamuk yumuk yaratıklardan kaçma/çarpışma filmiydi genel olarak. Bu mevzuuyu çok iyi kotardığı gibi bir de üstüne azılı kaçak ve ödül avcısı konseptini eklemişti. Dediğim gibi orijinal bir anti-kahraman da içerdiği için Pitch Black pek çok kişi için unutulmaz filmlerden biri oldu.

2004 yılında devam filmi The Chronicles of Riddick ve ilk filmle bağlantıyı kuran The Chronicles of Riddick: Dark Fury animasyonu çıktı. Dark Fury benim defalarca izlediğim ve Riddick’in telsizden “I’m a bounty hunter” dediği sahneyi aklıma kazıdığım yarım saatlik bir animasyondu. O sıralar animelere de merak saldığım için animasyonun kalitesini değerlendirebilecek kadar altyapıya sahiptim ve başarılı bulmuştum. The Chronicles of Riddick ile seri Pitch Black ve Dark Fury’deki çizgisini bir miktar bozdu. Anti-kahraman olarak Riddick yine Riddick’ti ama kocaman (biraz da grotesk) ordular, taht kavgaları ve entrikalar ilk filmdeki düz mantık ölüm kalım savaşına ters şeylerdi. Neyse ki tüm film Necromonger denilen Kainat’ın ebesine atlamayı düstur edinmiş modern Moğol ordusu üzerinden ilerlemiyordu. Yine fantastik bir gezegenden kaçışın yanı sıra çok sağlam hapishane sahneleri ve Toombs isimli ödül avcısını içeriyordu. Pitch Black kadar sevemesem de hakkını verdiğim bir filmdir.

Herhalde yapımcılar da benim gibi düşünmüş olacak ki serinin son filmi Riddick, ilk film Dark Fury havasında çekilmiş. İlk başta sevinmiştim ancak ilk filmin çizgisinden gidelim derken neredeyse remake oluyormuş yeni film. İkinci filmin çizgisinden gitmesi yerine tercih etsem de biraz canımı sıktı bu benzerlik. Filmin başında Riddick kardeşimiz Necromonger reyizi olduktan sonra biraz mala bağladığını ve yıllardır burnunda tüten Furya’ya gitmek için tacını bıraktığını anlatıyor. Gel gelelim Furya’da değil alakasız bir gezegende buluyor kendini. Burada silkinip kendine geliyor ve yerleşik hayata geçiyor. Lakin diğer filmlerdeki gibi cenabet bir gezegene düştüğü için yağmurla birlikte abuk sabuk yaratıkların akın ettiğini görüyor. Paçayı kurtarma yolu olarak ödül avcılarının ortak kullandıkları bir yerleşkeden acil durum çağrısı bırakıp kendini açık ediyor (adamların gemiyi almak var kafasında). Hemen biri ilk filmdeki ödül avcısı Johns’un babasının olmak üzere 2 ekip iniyor ve peşine düşüyorlar Riddick’in. Yağmurun bunların bulunduğu yere varmasıyla birlikte film bir anda Alien vâri gezegenden kaçış/yaratık avı moduna giriyor.

Gpitch17

Armut dibine düşer misali baba-oğul Johns.

Dediğim gibi filmin gidişatının ilk filmle neredeyse aynı olması bir problem. Bunu geçersek beni en çok rahatsız eden şey Riddick’in egosunun geçen zamanla aşırı şişmiş olması. Lezbiyeni heteroya dönüştüren bir karakter olarak resmedilmesi pek doğru bir seçim olmamış kanımca. Benim Riddick’te sevdiğim şey istediğinde rahatlıkla ortamın mına koyabilen biri olmakla birlikte bunu umursamamasıydı. Bunların yanı sıra ilk iki filmdeki gibi kıl payı kaçışların/çarpışmaların yeterli seviyede olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.

Olumlu tarafların başında görsellik geliyor. Başarılı CGI efektleri kullanılmış ve kesinlikle sırıtmıyor. Bu görsellik ince hesaplanmış sahnelerde kullanılsaydı keşke demeden edemiyorum. İlk iki filmle bağını koparmaması, direk konunun içinde önceki filmlerden karakterlerin ve olayların yer alması iyi bir şey. Toombs kadar olmasa da onun ekseninden Santana isimli ödül avcısı izlerken keyif veren bir karakter olmuş. Onu da maalesef filmin en dandik sahnesinde kaybediyoruz.

Artıları eksilerinin yanında zayıf kaldığı için bir Riddick sever olarak filme anca eh işte diyebiliyorum maalesef. Seriye özel bir ilginiz yoksa, önceki filmleri izlemediyseniz ve bilimkurgu-aksiyon tarzından hazzetmiyorsanız tavsiye etmiyorum. Bunun dışında kalan kesim için sinemada izlemeye değmeyecekse de zaman geçirmek için izlenebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: