Hazır aklımdayken…

Bol keseden sallayayım dedim.

Ergo Proxy: Çok Tanrılı Dünya’yı Anlamak

Üniversite yıllarımda bolca anime izlemiş ve üniversitenin bitimiyle komple bırakmıştım. Zaten gördüğüm kadarıyla anime izleyen kesim tamamen üniversite okuyan gençlerden mütevellit. Adeta bir zorunlulukmuş gibi diplomayla birlikte hemen herkes izlemeyi bırakıyor.

Çok uzun sürenleri hariç hemen hemen tüm popüler animeleri (Full Metal Alchemist, Hellsing, Cowboy Bebop, Kenshin, Death Note, Wolf’s Rain, Neon Genesis Evangelion, Ghost in the Shell vs) izledim. Çok beğendiğim seriler olmasına karşın bir türlü tam olarak ısınamadım anime olayına. Ne kadar donanımlı bir kadronun elinden çıkarsa çıksın, ne kadar sağlam bir konuya sahip olursa olsun illa ki ya kötü işlenmiş karakterler, ya gereksiz ciddiyet ya da fazla çocuksu tavırlar bulunuyor pek çoğunda. Cowboy Bebop ve GITS bu anlamda benim gönül rahatlığıyla izleyebildiğim nadir serilerden oldu. Kültür farkı denilen olay bu olsa gerek.

Birkaç Hellsing OVA’sı hariç 3 senedir anime izlememiş biri olarak geçenlerde aklıma GITS geldi. Kısaca bahsetmek gerekirse Matrix yapımcıları Wachowski kardeşlerin pek etkilendiği bir seridir kendisi. İnternette hakkında yazılan birkaç şeyi okurken benzer yapıda Ergo Proxy isimli bir anime olduğunu hatırladım. Aktif olarak anime izlediğim dönemde izlenecekler listeme aldığım bu seriye el sürmemiştim. 23 bölümlük kısa bir seri olmasının da etkisiyle izlemeye koyuldum.

Öncelikle gerçekten GITS ile benzerlikleri olduğunu söylemeliyim. Ancak bu benzerlikler serinin orijinal olduğu gerçeğini sarsmayacak seviyede. Ana karakterlerden Re-l, GITS’teki binbaşıyı andırmakla birlikte onun yanında çocuk gibi kalıyor. Yine teknolojinin çok ileri olduğu gelecekte geçiyor konu. GITS’teki sanal alem konsepti pek yok, bunun yerine herkesin emrine amade AutoReiv yani androidler var. Bu dediklerim dışında pek göze çarpan bir benzerlik olduğunu söyleyemem.

ergo-proxy

Amy Lee’den esinlenme kahramanımız Re-l ve müthiş bir hikayeye sahip oldukları can yoldaşı Iggy

Konusu itibariyle karışık yapıda bir anime olduğunu ve özellikle son bölümlerde ne olup bittiğini anlamakta zorlanıldığını söylemek mümkün. Neon Genesis Evangelion gibi bir faciadan sonra (ki kendisi izlediğime pişman olduğum tek animedir) karışık ve felsefi sorulara sahip animelere önyargıyla yaklaşıyorum ve Ergo Proxy ilk birkaç bölümü sonunda beni tedirgin etti. Oluşan soru işaretlerine cevapların gecikmemesi ile yapımcıların sır saklama gibi bir huyu olmadığına kanaat getirdim ve biraz rahatladım. Biraz da izlediğim çevirinin iyi olmaması sebebiyle özellikle son bölümlerde ipin ucunu biraz kaçırdım ama okuduğum bir inceleme ne olup bittiğini anlamama yetti. Ha tabi bu her şeyi anladım hiç soru işareti kalmadı anlamına gelmiyor. Mesela neden gerçek insanlar Dünya’yı terkederken arkalarında vekiller, yeni şehirler ve insanlar bıraktılar, neden vekiller olmadan şehirler yaşayamıyor, cogito virüsü kim tarafından neden imal edildi gibi çok büyük soru işaretleri kaldı. Yine de NGE gibi son bölüm bittiğinde “bu ne lan noldu şimdi” demedim. Bahsettiğim sorulara cevap veren sağlam incelemeler olduğunu da tahmin ediyorum. Wikia sitesine göz attım ama yeteri kadar doyurucu gözükmedi gözüme. Belki ilerleyen zamanda içeriği genişler. Ayrıca karakterlerin, mekanların isimlerinden heykellere kadar pek çok göndermeyi barındırıyor içinde. Muhtemelen daha fazlası vardır ama şu forumda, yapılan göndermelerin ciddi bir bölümü verilmiş.

Ergo Proxy, varoluş gibi temel bir felsefi sorunun üzerine kurulmuş bir konu üzerinden ilerliyor. Yaratıcı ve yaratılan ilişkisi bolca deşiliyor seri boyunca. İlk birkaç bölümlük “aha da dünyamız” konseptli tanıtım seansının ardından kahramanlarımız Vincent’in ve arada ortaya çıkan Proxy’nin hakkında bilgi edinebilmek için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Büyük ölçüde yıkıma uğramış dünya üzerinde yapılan bu yolculukta hemen her bölümde kendine ait onlarca bölüme sahip olabilecek olaylarla/karakterlerle karşılaşıyorlar. Bunlar arasında beni en çok etkileyen zehirli gaz çıkan bir mağarada yaşayabilen insansı (ya da insan olma özelliklerini kısmen kaybetmiş) yaratıklar oldu. Neydiler, neden böyle oldular, başlarına ne gelecek sorularına cevaben bir seri çekilse izlerim.

En başta bahsettiğim gibi pek çok animede ya karakterlerin işlenişinde ya da konunun akışında sorunlar görüyorum ve bu benim anime izlemeyi bırakmamdaki etken oldu. Ergo Proxy bu pürüzleri aşarak Cowboy Bebop ve GITS’in yanında yer aldı benim gözümde. Karakter davranışlarının her geçen bölümle birlikte daha da olgunlaştığı, yapımcılarının amacının NGE’deki gibi anlaşılmamak değil aksine anlaşılmak olduğu karanlık bir anime bu. Olanca karanlıklığının sebebi Elfen Lied’daki gibi gerzek bir şiddet anlayışı değil Cowboy Bebop’da da gördüğümüz umutsuzluk hali. Kahramanlarımız bir amaç uğrunda çaba gösterirken bir yandan her şeyin kontrol dışı olduğu hissi veriliyor. Benim gibi gereksiz şiddetten rahatsız olanlar için herhangi bir sorun teşkil etmiyor.

Bölümler “Kiri” isimli harika bir parçayla açılıp Radiohead’in “Paranoid Android”i ile son buluyor. Soundtrack albümlerini dinlemedim ama müziklerin çok başarılı olduğunu söylemem gerek. Bu konuda benim favorim Cowboy Bebop kadar başarılı olmasa da Ergo Proxy’nin çok iyi bir iş çıkardığını söylemem gerek.

Eğer ki GITS ya da Cowboy Bebop sever biriyseniz, Matrix gibi filmler hoşunuza gidiyorsa, cyberpunk ve steampunk gibi akımlar ilginizi çekiyorsa şiddetle tavsiye edeceğim bir anime Ergo Proxy. Animeden soğumuş beni bile tatmin etti.

Reklamlar

6 responses to “Ergo Proxy: Çok Tanrılı Dünya’yı Anlamak

  1. aurora1913 31 Aralık 2014, 15:31

    komik ama türkiyede daha doğrusu türkçe internette ergo proxy hakkında yazılanların tamamı 10 sayfa etmez. daha da komik olan kimsenin anlatılanlara yaklaşamamış olması. mesela siz ergo proxyden çok tanrılı dinleri nasıl anladınız hayret. halbuki tek tanrıyı kavramını ve yaratılış amaç amaçsızlık eksenini sorgulyor.

    • beserb 31 Aralık 2014, 18:46

      Sanırım yanlış başlık seçimimden ötürü böyle bir anlam çıkartmışsınız. Ne yazdığımı çoktan unuttuğum için yazıyı tekrar okudum ve çok tanrılı dinlerle alakalı (başlığın kendisi hariç) bir anlam çıkaramadım. Tek tanrı kavramı üzerinde durup durmadığı konusunda bir yorum yapamayacağım ama “yaratılış amaç ve amaçsızlık” eksenini sorguladığına kesinlikle katılıyorum.

    • Kotomine Kirei 12 Ağustos 2015, 12:29

      Çok Tanrı insanlara veya da Vekillere göndermedir diye düşünüyorum.

  2. Kotomine Kirei 12 Ağustos 2015, 12:28

    Mesela neden gerçek insanlar Dünya’yı terkederken arkalarında vekiller, yeni şehirler ve insanlar bıraktılar, neden vekiller olmadan şehirler yaşayamıyor, cogito virüsü kim tarafından neden imal edildi gibi çok büyük soru işaretleri kaldı.

    Bu soruların cevabını sırayla veriyorum.
    1)Arkalarında insanlar bırakmalarının sebebi aslında Vincent’in rüyasında veriliyor.Birileri bu Dünya’yı hatırlamak zorunda,yaşamak zorunda.Tıpkı bir kitabın okunmazsa çürüyüp gitmesi gibi.İnsanlar bu felsefi bakış açısına inanıyorlardı.Bu yüzden arlkalarında bir yaşam sistemi yaratarak Dünya’yı terk ettiler.Ama bir gün geri dönme kararı alırlarsa gezegene geri döndüklerinde bu insanların yok olması gerekiyordu.Burada da Vekiller ve Cogito virüsü devreye giriyor.İnsanlar kısır olarak yaratılıyorlar ve yeni insanlar yapay rahimlerle ürüyorlar ve şehrin bir yaşam destek sistemi var.Fakat bu olayın bir güç kaynağı var.Onlarda Vekiller.Bu sistemin güç kaynağını Vekiller oluşturuyor.Vekiller olmadan yapay rahim sistemi çalışmaz.Bu yüzden Vekilleri güneş ışığına dayanıksız yapıyorlar çünkü Dünya düzeldiğinde ve geri dönecekleri vakit Vekiller gün ışığı tarafından yok edilecekler ve sistem bu sayede bozulacak ve yapay insanlar yok olacak.Cogito virüsü ise işin destek kısmı.Geri döndükleri vakit virüsü aktif edeceklerdi ve kafayı yiyen robotlar insanlara hasar verip yokoluşlarını hızlandıracaklardı.

  3. Kasım Ürün 04 Mayıs 2017, 05:09

    tek cümle ile animeyi özetliycem, saçmasalak yazılanların hepsinin canı cehenneme! insanın duyusal/güdüsel yönü, hafıza ve hayal yetisi bir de bilinnci arasındaki çatışmayı anlatır. bu kadar. vekil güdülerdir, Vincent in arayışı bilince doğru, düşünmek yani… Ulan 10 yazı okudum anime ile ilgili, meselenin özüne temas edebilecek tek bir yazı yok. yazmak için yazmışlar, aferin.

    • beserb 04 Mayıs 2017, 06:29

      Merhaba. Yaz mevsimin kapıda olduğu şu günlerde size bol bol dışarı çıkmayı ve güneşin tadını çıkarmayı öneriyorum. Mümkün olduğunca taze meyve sebze tüketmeniz vücut direncinizi olumlu yönde etkileyecektir. Üzerinizdeki asabiyeti atmak adına çıplak ayakla çimlere basmayı deneyebilirsiniz. Ancak kronik ergenlik sebepli davranış bozukluklarına etkili bir tıbbi çözüm bildiğim kadarıyla yok, büyümeniz gerekiyor. Sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: